Bir kazanın anatomisi – Düşmeyen motorcu yoktur , henüz düşmemiş motorcu vardır . 24/08/2009
Posted by ozgurkaya111 in Hayat, motosiklet.Tags: ağva, kaza, motor, şile
add a comment
Olayın oluştuğu şartlar : Kişi Ağva Şile arasındaki yolda 50-60 km ile ilerlemektedir, trafik orta yoğunlukta olup genelde tehlikeden uzak bir yapıda düşük hızında etkisi ile rehavet içinde gidilmektedir.
Sürücünün ruh hali : 1.seviye acemi , bugüne kadar ufak tefek korkmalar dışında düşmeyi başaramamış ve tam kazadan önce ulen bak bide düşmeyen motorcu olmaz derler ahanda düşmüyorum diye düşünür ve tempoyu arttırarak (sanrım adı ikarus sendromu diye geçiyor)
devam eder.
Ekipman durumu:
Kask
Yazlık mont
Yazlık pantolon
Deri eldiven
Motobot ( çizme) Türk malı olduğu için reklam yaptım ;
Motosiklet : CBF 150 koruma demirleri ile birlikte
Olay anı :
Viraj sonrası yol daralacak tek araç geçişi kadar yer olacak levhaları (bir kırmızı bir beyaz gidiş geliş oku)
50 km ile viraja girilir , nasıl olsa karsıdan araba gelse de ben geçerim aradan motor bu borumu düşüncesi hakim
Birden köprünün üstünde bir kepçe tüm yolu kaplayıp geliyor , üstelik kullanan kişiler çok genç.
göz göze geliyoruz , iki alternatif var ya duramayıp kafadan gömeceğim , ya da motoru yatıracağım.
1 sn içinde refleksler motoru yatırma seçeneğine karar veriyor
arka freni kazıklayıp ön freni kitlemeden sağ tarafa motoru yatırıyorum asfalt üzerinde 3 mt sürüklenip çarpmadan duruyorum.
Olay sonrası :
Kepçe sürücüsü abi bişey var mı abi diye koşarken korkudan geberiyordu . Ayağa kalkınca yüzü güldü garibin. kendime baktım hasar gözükmüyor
motoru diktik marşa bastım kenara aldım oda tamam. Çocuk gözümün içine bakıyor .
Git abicim her şey normal diyorum .
sonra eve kadar sağ aynasız geliyorum…(Aynanın vidası gevşedi alet edevat olsa onu düzeltip devam edecektim.)
Hasar raporu:
Motor sağ ön karenajın ucu artık beyaz ve ufak bir çatlak var hava alışı arttı
koruma demiri ,siyah güzel durmuyordu , biraz metalik çizgileri oldu ama tek taraf yeter.
Eldivenin üst koruması törpülenmiş
Kaskın çenesinde iz var aynayı yerinden çıkaran benim kask. ( Allahtan yarım kask gibi bir enayilik yapmamışım)
Pantolon ve montta eser izler var. Pantolonu 2 hafta önce almıştım .
Bende sağ asfalta değen kısımda çarpma etkisi ile ufak bir tahriş var , başka da bir şeyim yok.
Asayiş berkemal.
Bir motor tecrübesi , kazaya yakın olmak 27/07/2009
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: acemi, ağva, ikarus
add a comment
Motosiklet için ilk ciddi teşebbüslerime başladığımda bu işin pekte mantık çerçevesinde değerlendirilebilecek bir yanı yoktu , ama teknik olarak her sağlam insan bu taşıtı kullanabilir bu da bir gerçek.
Yani Motosiklete deli işi ve Şeytan icadı demeleri tamamen doğru bilgidir. Buna da motora binen bir kişi olarak yüzde yüz katılıyorum . Motosiklet işi kesinlikle normal haliyle bile tehlikelidir ve gereksiz risklerin alınmamasını gerektirir. zaten doğası gereği kendinden riskli bir hayat parçasıdır.
Motosiklet kendi başına bir hiçtir , bıraksanız düşer , mutlaka yardıma ihtiyacı vardır , ayakta durabilmek için bir arkadaşa bir yoldaşa ihtiyacı vardır .
Anonim bir cümle geliyor aklıma “4 teker insanları , 2 teker ruhlarını taşır ” , işte işin aslı burada gizlidir.
Maksat bir yerden bir yere gitmekse eğer , 4teker size yeter , gayette konforlu gidersiniz . Ama asıl amaç yolda olmak ise size bir 2 teker lazımdır artık.
Ekstrem sporlar denilen , yamaç paraşütü, yüksek irtifa dağcılığı , dalga sörfü , rafting gibi sporlar tehlikelidir ,
ama bu sporları yapanlar zaten bu riski almış ve güvenlik olarak ne gerekiyorsa yapmış kişilerdir.
Ancak motosiklet bir spor olarak görülmez , ulaşım aracıdır ve bizati hayatın içerisinde yaşar . Zaten bu sebepten spor olarak yapılmadığından biraz dikkatsiz özensiz binilir birçokları tarafından .
Bir Acemi olarak ciddi bir yol tecrübem olmasa da motosikleti tanıdığımı zannediyorum artık , derken yanıldığımı ve bu yoldaşın eğer onunla aynı dili konuşmayıp ne dediğini anlamazsanız , sizi üzebileceğini tekrar anladım.
Normalde aşırı dikkat , özen ve tam koruma ile motora binmekteyim. En ufak bir olumsuz düşünce , sinirlilik hali olduğunda evde oturmayı tercih ediyorum . Sabah çok erken kalkıp yola çıkıyorum .
Olay klasik ben oldum artık olayının kısa bir özeti ;
Yer şile Ağva yolu , Ağva yolu dönüşündeki son köy içindeki yol. Bilen bilir yol düşük süratli ama bir okadar virajlı
dar ve hakimiyet gerektiren bir yoldur , hersene çeşitli kazalar burda olur .
Bu yolu seçmemdeki amaç bugüne kadar kış şartları dahil daha hafif yollarda Polonezköy , Beykoz gibi rotalarda
yeterince kilometre yaptığımı düşünüp , artık biraz daha üst seviyeye çıkmamın zamanının geldiğini düşünmemdi.
Esasında bu konuda haklı olduğumu artık biliyorum , ben artık oralarda da motor kullanabiliyorum .
Gelelim yapılan hataya ,
Yolu düşünün ;
Rampa , sağa ciddi 270 derece civarı bir viraj ve 40 km hız ile yukarı doğru çıkıyorum. Kendi limitlerimde olabildiğince motor yatık ve biraz heyecanlı ve tedirgin bir şekilde devam ederken , karşıdan gelen araçların kendi şeridinde olmadığını ve kendini güvene alırken beni tehdit ettiğini algılıyorum .
VE yapılmaması gereken üç şeyi yapıyorum ,
Frenlere dokunmak ( asılmadım ) , gaz kesmek , sağ tarafa düşüyorum hissi ile bisiklet gibi ayağımı yere basmak .
Sonuç;
Durumu kurtardım , hızımın düşük olması , arkadan birinin gelmemesi sonucu ve ayağımdaki çizmenin sebep olduğu direnç , bu kaza denemesini başarısızlıkla sonuçlandırdı .:) Bu arada kaskımıda aynaya sertçe vurdum.
Bende birşey yok . Hiçbirşey yok .
Alınacak ders ;
-İkarus sendromu gerçek birşeydir.
-Yapılmaması gereken hiçbirşeyi yapmamak için bol tecrübe ve antreman gerekelidir.
-Motorsiklet düz yolda gider de , virajı nasıl döner bu iyi bilinmesi gereken şeylerdendir.
-Son olarak , riski küçült gereksiz şeyler yapma , bol eğitim ve bol antremana devam . Eğer yeniysen 50 – 100 km de bir 15 dk lık bir mola ver su iç , bişeyler atıştır , montunu çıkrt kenara hava al.
“Önemli olan varmak değil , yolda olmaktır” derler doğrudur.
Bu yazdığım olay tecrübe haneme eklendi ,daha dikkatliyim artık.
Motor işinde son durum!!! 11/05/2009
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: cbf150, ekipman, Honda güvenli sürüş, motorsiklet
add a comment
Şimdi aşağıdaki hayaller dünyasında istediğim şeyleri nasıl ne ölçüde tamamladığımı ve ne durumda olduğumu listeliyorum
Eğitim ;
Honda’nın Güvenli sürüş eğitimine katıldım . Gittiğimdeki tecrübem ise ikitekere dair , yabana atılmayacak bir bir bisiklet tecrübesi , 8 senelik istanbul trafik tecrübesi ( hergün yollarda) , geçmişten mobilet , biraz jawa üstüne oturmuşluk , şeklinde idi.
İlk olarak motoru tanıttılar , nere nedir ne değildir. Ne yaparsan ne olur gibi . Hiçbirşey bilmeyen birisi olarak çok başarılı olunan bu basit ama etkili eğitimde , kendi kendine başlayanlar adapte olma zorluğu çektiler. Yaptılar ama
kendi bildikleri gibi , yarı yanlış yarı doğru.


(Kaskın içine bakan benim , motoru yedik bitirdikte kaskı inceliyoruz:))
Güvenli sürüş 2 ise daha zordu. Aynı başladı ama gittikçe parkurlar zorlaştı bide üstüne yağmur geldi tadından yiyemedik.
Neyse gidin görün tavsiyem sıfır km başlayacaklar , burdaki bilgiler hayatınızı kurtarmaya ilk adım . Kaportası insan derisi olan bir taşıt kullanacaksınız boru değil.
Eğitimden sonra gittim kendime bir CBF 150 aldım . Gözüm CBF 500 den aşağısını görümüyordu ama eğitimde gördürdüler. Kendimin diğerleri gibi okadar kabiliyetli olmadığıma karar verdim.
Ekipman olarak ;
- Berring Steel Ceket aldım çok uygun fiyata .
- Mevsim artık kışa gidiyordu Dane kışlık eldiven aldım.

- Ucuzdu spool yazlık mont aldım süper fiyata full koruma
- Kask Lazer Vertigo aldım , güzel kaskmış , Shubert artık başka bahara kaldı

- Motobot aldım ; kırk çeşit bot denedim ya çok uçuk fiyatlı ya çok rahatsız . Enson Motobot yorumlarına inanıp aldım
memnun oldum tavsiye ederim . ( Çizme aldım bu arada adı bot olsada)
Bide yazlık Revit Deri bir eldiven aldım 1 kere kullandım yazın ellerim biraz yanacak ama değer . Yere değip yanmasından iyidir.
Dizlik aldım ,

Falan filan .
Motorum kış boyunca yatmadı , deli gibi sabahın köründe kalkıp ara yollarda , şehir dışı boş yollarda öğrendiklerimi otomatik yapana kadar denedim durdum .
Şu aralar artık keyif için alıp motorumu trafik olmayan mekanlarda geziniyorum mutlu mutlu.
CBF 150 ufak bir motor ama cüssesi büyük, ağır değil , bikaç eşeklik yaptım mesela , motor ısınmadan 2 . viteste çok yavaş gidiyordum motor stop etti tekerlek kilitlendi , arka frene asıldım nasıl yalpaladığımı gördüm .
Ön frenle hiç sorunum olmadı güzel kullanıyorum.
CBF 150 genel olarak 80 -110 aralığında kullanılabilen ve daha çok kısa mesafe şehir içi gibi yerlerde illa düzgün yol istemeyen tam bir commuter ( evden işe, işten eve giden demekmiş ) . Üstelik tüm parçaları bakımları hesaplı .İlk motor için tavsiye ederim. Sizide çok seviyor üstünden atmıyor.
Şimdi sonraki adım için 10.000 Km ye kadar bu motorun her numarasını göreceğim , Ardından ekonomik durumda göre CBF 500 / 600 den birini alıp bir 5 senelik motor alma işini kapatmayı istiyorum.
Şimdilik bukadar .
Rauf Gerz den bir yazı 14/08/2008
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.add a comment
Rauf GERZ den alıntıdır
“Motosiklet, sabit duran probleminden uzağa götürür seni. Onu ulaşım aracı kılan yegâne faktör budur.
Motosiklette her şey sorularla başlar, sorularla biter. Birçok insandaki motosiklet sevgisi genetik koddan gelen bir çağlamanın sonucu oluşmaz. Onlar, kendilerine sordukları bir sorunun cevabını bulamayınca bir sabah motor almak üzere inerler yataktan. Terlikleri giyerken tarzına karar verirsin.
Amacın marjinal filan olmak değildir aslında. Muhtemelen o soruyla kendini arıyorsundur. Ama yine de hayatın bir yerlerinde kalbin kırılmış, daralmış, üzülmüş, kıskanmışsındır. Kalbini birinin kırmış olması gerekmez. Hayatın ağırlığı altında kendi kendini bile yaralamış olabilirsin. Böyle durumlarda çoğu kadınlar saç şeklini değiştirip hemcinslerim ise alkol yüklemesine odaklanırken kadın ya da erkek fark etmez, ani bir kararla motor alırsın. O andan itibaren egonda sesini tüm dünyanın duyabileceği yüksek hacimli bir patlama yaşanır. Gurur duyarsın kendinle. Dünyaya meydan okumuş gibi hissedersin herkes otomobilde sen motordayken.
Kendi sorunun cevabını bulmuşsundur ama sonra çevrendekilerin soruları gelir yağmur gibi.
Yaşın ve cinsiyetin ne olursa olsun menopoz-andropoz evresinde insan muamelesi görürsün. Önce kızar sonra acırlar. Sabredersen üçüncü evrede gıpta da edeceklerdir ama zordur bu aralık.
Motosiklete bindiğinde ona kocaman misyonlar da yüklersin. Kendine sorduğun sorunun içeriğine göre bu makinenin seni karşı cinsin şehir merkezine götürmesini ya da tam tersi olarak oradan koparıp alıp dağlara, yalnızlıklara sürüklemesini beklersin. Bu sorunun cevabına göre şekillenir kullandığın motorun tarzı.
Otomobili varken “Trafikte rahat etmek” adına motor aldığını söyleyenler büyük ihtimalle sizinle birlikte kendilerini de kandırıyordur.
Sen, sorularını cevaplayıp sorunlarından uzaklaşırken somut, komik sorular da gelir.
Bir yerlerde durduğunda ilk başlarda “Abi bu kaç yapıyor” sorusu çok hoşuna gider. Küçük dünyanda nasıl da farklı bir şeyler yapabildiğin için kendini tebrik edersin. Dürtülerin, sorulan soruları çoğu zaman test etmeye iter seni. “Kaç yapıyor?” sorusundan bilinçaltına işleyen mesaj “Hızlı” kavramıdır. Bu oltaya takılırsan “Hızlı” olmaya kalkar ve gerçekten de o hızla iki cihan arasında tek yön seyahat edebilirsin. Ya da bir hastane biletidir kendine kestiğin, şanslıysan gidiş-dönüş tabi.
Motorun klasikse sonraki en sık gelen soru “Harley mi abi?” şeklinde olur. Çoğunlukla başlangıçta altındaki motor Harley değildir ve buna biraz bozulursun. O sırada duyduğun ve öğrendiğin “Harley’in sadece bir marka ve felsefe olduğu, aslında makine olarak o kadar da övünülecek bir durumu” olmadığıdır. Durmadan bunu anlatmaya çalışırsın. Bir bakmışsın her soruya Harley satışını düşürmeye çalışan rakip markanın bölge pazarlama müdürü gibi yaklaşıyorsun. Sonra utanırsın tabi biraz. Bir gün Harley’in olabileceği gerçeği de kendini alıştırdığın evrelerden biri haline gelir.
O motor, üzerine aldığın her aksesuarla görgüsüzlüğünün timsali olarak şekillenir gözünün önünde. O motor çocuğun olur, dostun olur, sevgilin olur, atın olur, kardeşin olur. Ama hiçbir zaman ebeveynin veya amirin olmaz. Onun sende tatmin ettiği tüm duygular dünyanın yıprattığı ruhunun açlıklarıdır. Her gereksiz model değişiminde bu açlığı doyurursun.
O yüzden küçücük, hasarsız bir düşüşte bile hayatın yıkılır, ruhun çöker, bedbaht, mutsuz olursun. Kırılan karizman değil kurduğun o sanrıdır aslında.
Motosiklet olgusu, soruların cevabına giden yolda taşır seni.
Bir motorun olmasa bile arka sayfaya bakıyor, bunu okuyorsan sorularına cevap arıyorsundur.
Bu kadar sufi yaklaşmasan da olaya; motosikleti iki tekerden oluşan plakalı bir ulaşım aracı olarak görmemelisin. Fişin prize takılması gibi insandan motosiklete yönelen bir akım vardır her zaman, fişe takılan ütü gibi. O ütüyü amaçlar doğrultusunda kullanmazsan elini de yakar evini de. Oysa yapman gereken hayatın kırışıklarını ütülemektir.
Kendi sorularını bilmeden motora binersen alacağın cevaplar hiçbir işine yaramaz. Ne bir sahil kasabasında masanın yanına çektiğin motorunun keyfini alırsın ne de gideceğin gezi için bir gün önceden hazırlanmanın tadı çıkar.
“Ben de motora bineceğim” dediğinde kendi kendine otur bir düşün. Hayatın amacı, yoldan çıkmadan en fazla mutluluğu yakalamaktır.”
Teşekkürler Güzel yazı için hiç katkım yok , zaten üstüne diyecek birşeyimde yok
Eğitim olayına giriyoruz 08/02/2008
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: motosiklet maceram
add a comment
Eğitim için birkaç araştırmadan sonra alternatifleri belirledim hepsinin WEB sayfalarından ilgili referans ve eğitim nasıl ona bir baktım
Göze çarpanlar zaten büyük firmaların eğitim merkezleri, ödeyeceğiniz rakama göre sıralar isek ,(ilk izlenimim ve okuduklarımdan sonra ufak yourmlarımıda ekledim)
1– BMW Riders Academy
En pahalısı , EUR üzerinden ödeme yapılıyor ve BMW ye binene kadar bissuru diğer markaları kullanıyorsun ( Malesef BMW 650 CC altı bir motor üretmiyor),
Eğitim verenlerin aldıkları eğitimlerin ciddiyetini birkaç yerde okumuştum , herhalde ciddi bir kurstur ama el yakıyor o paraya motor bile alabilirsiniz.
para mesele olmaz ise giderdim diyip kapatayım. ( denemek için bile olsa bir GS1200 üzerinde durmak iyi olsa gerek)
Baltalimanında Borusanda
2– Honda Güvenli sürüş 1–2–3
1. kursta hiç motora binmemiş veya yeni başlamış kişileri kabul ediyorlar 1 gün için makul sayılabilecek bir rakama duzgun bir alanda ve herturlu guvenlik sağlanmış olarak kursu veriyorlar ( diğerleri için tekrar yazmadım benim tercihim burası olduğu için ayrıntıya giriyorum)
Ambulans devamlı bulunuyor , umarım hiç kullanılmaz.
kursta scooter sonrasi vitesli motorda nasil binilir inilir vites , ıvır zıvır gibi başlangıç bilgileri oluyor muş. Yani 2 yede gideceğiz. sıfır tecrübe olunca mecburen.
Herşey sigortalı kırıp dökme olaylarında cebinizden bişey çıkmıyor , zaten bişey kırılmışsa sizinde bişeyiniz mutrlaka kırılmıştır
Amann derim.
Gebze deki Honda Fabrikasında yapılıyor
Gidip görünce Ayrıntılı yazacağım.
3 -Yamaha , Süleyman Memnun eğitim merkezi
Bana uzak olması ( Levent civarinda veya Hezarefende diye biliyorum) , fiyatı ve nedense motora gelebilecek zararların kursiyere ödetilmesi gibi
şeylerden dolayı seçmedim. İyi olduğunu söylüyorlar . Sonuçta Süleyman memnun kimdir diye bir aratırsanız Google da bulursunuz .
4– çeşitli ehliyet kursları
İyilerin olduğunu duydum ama popüler yerlere gideyim başım ağrımasın dedim . Çok daha iyi kaliteli kişilerin verdiği eğitimler vardır
bilen varsa bunuda tavsiye ederim. Özel ders gibisi yok.
Neyse kurs 8 Martta , sanırım kısa zaman içinde buraya yazıyı yazarım gideceklere referans olsun .
Ekipman seçimi , ilk adım 26/09/2007
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: koruma, motosiklet, motosiklet maceram, puma, schubert
add a comment
Amerikalı motorcuların bir deyişi varmış; “ Önce korumalarını al alabildiğin en iyisini al , kalan parayla motor alırsın “
Bu destur ile yola çıktık bakalım;
Ekipman seçimlerine başladım , ona göre bütçe çıkacak
Önce Kaska karar verdik ürünün markası/modeli Schubert R1 700 -800 YTL civarı
Olmazsa olmaz çizmeler : Herkes dainese , Sidi falan diyor ama ben PUMA alacağım Desmo modeli tam istediğim gibi , Siyah -250 EUR civarı
Pantalon : 150 EUR civarı Held marka bişey buldum herkes çok memnun ama ben genede kot giyebilirim diye dizlik alacam Dizlik 50 EUR gibi bişey
Eldiven : Kimse takmaz ama yere düşeninde ilk temas noktasıdır , 100 KM ile giderken sürtünmeyi düşünün. Güzel sağlam korumalı bişey almak lazım 50– 100 EUR arası değişiyor ucuz alternatiflerde var maksat sağlam olsun , eller değerli !!
Bellik için çeşitli alternatifler var fiyatlar hep makul , en babası 100 EUR u geçmiyor ki gereksiz boyutlarda , maksat böbrekleri üşütmemek , belide korumak ise çok abartamamak en iyisi olacak.
E bitti alınacaklar bakalım ne olmuş !!!
Kask : 450 EUR
Mont : 250 EUR
Bot : 250 EUR
Pantalon ve dizlik : 200 EUR
Eldiven : 70 EUR
Bellik : 50 EUR
Toplam : 1270 EUR ediyor ( ciddi para bu paraya Çin malı 2 motor alınır 2. elde)
Motora gelince Eğer para yeterse 2005 -2006 model bir CBF 600S veya CBF 500
2 sene sonra VFR almak için geçiş motoru olacaklar , kimbilir belkide ömürboyu bunları kullanırım
O
Ürünleri alırsam alabilirsem , resimlerinide çekip koymak istedim , eğer almazsam alamazsam internetten artık alıp koyarım .
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayattır. 23-08-2007 05/09/2007
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: motosiklet maceram, Oğlumun günlüğü
4 comments
Ne zamandır bu güzel yazıyı çeşitli yerlerden okuyorum buraya taşımak istedim , oğluma daha çok erken olması yüzünden ilerde okuyabileceği birşeyler bırakıyorum bu yazıda onlardan biri olacak . (Ö .KAYA)
Ve işte o güzel yazı , umarm yazar “Murat Özbilge” izinsiz aldığım yazısı için bir problem çıkarmaz
;
Birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir.Ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.
Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır.
Eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.
Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, Motosiklet tehlikelidir.
O tehlikenin üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; “kötü komutanlar önce savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler”.
Önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma.
Tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.
Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. Sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur.
Güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür.
Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir.
Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok.
Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.
Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe bir Vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona. Seni terslerse, kıza efendi gibi bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira içmeye gideriz. Hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın.
Ha hoşlandığın bir kız mı buldun? At motorunun arkasına, Datça’ya götür onu, Knidos’un sularıyla yıka. Can Yücel’in en sevdiğin şiirlerini okurken batan güneşi izlet ona, Domuzbükü’nde yıldızları ört üstüne uyusun. Sonra bu macera için bana teşekkür edeceksin.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır.
İnsanlık tarihi popüler kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68 kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick’ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugün bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışa vuruluş şekillerinin en güzellerinden biridir. Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan aracıdır, bunu kafandan çıkarma.
Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım elbiseni çıkarıp deri montunu giy.
Her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın. Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.
Hayatımda tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır.
Ve bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.
Bir motosiklet grubuna mutlaka gir. O Motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme. Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin yolundur unutma.
Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. “Chopper gitmiyor, dönmüyor” diyenleri takma, altındaki V motorun ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200′leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.
Motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.
Ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. Tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim.
Hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.
Motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.
Eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. Motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. Eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?
Sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.
Murat Özbilge





