jump to navigation

Lotus Notes 8.5 Ubuntu’ ya nasıl kurulur . 20/01/2010

Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.
Tags: , , , ,
add a comment

Uzun süredir , işyerinde Windows Vista kullanıyordum , içerisinde para verip kullandığım 2 program vardı biri anti virus biride Lotus Notes .
Geri kalan herşeyi Özgür Yazılım dünyasındaki alternatiflerle karşıladığım bir çalışma ortamım vardı .

IBM lotus Domino sunucu ve Lotus Client üzerinde çalışan uygulamalardan oluşan ciddi bir yazılım gurubu var ve devamlı geliştiriliyor.
Mecburuz Lotus Notes’a ve bu durumundan kaynaklı bir windows kullanım zorunluluğu var ( dı) .

Ta ki Lotus’un Ubuntu için 8.5 istemcisini yayınladığını duyana kadar .

Ama tabiki IBM komple bir çözümü maleasef Linux için yapamamış . Ancak Özgür dünya bu işe çeşitli yollardan imkan sunmuş .
IBM in hakkını yemeyelim .

Direk indirdiğimiz DEB uzantılı dosyayı çalıştırıp Lotusu Windows da ki gibi kuruyorsunuz . Kurulum tam anlamıyla sorunsuz .
DEB dosyasına eğer IBM den yazılım almışsanız ulaşabiliyorsunuz , Aksi durumda trial versiyonu 30 gün kullanabilirsiniz .

Lotus Notes’i açıyorsunuz ;
Herşey yerli yerinde ancak arama kısmında çıkan kısım gri bir boşluk , E-postaların Lotus kökenli olanlarında da aynı gri boşluk .
Her ne hikmetse sistem dışından gelen mailler gözüküyor ( bağzıları gene gözükmüyor ) .

Neyse sonuçta buraya kadar geldik “point of no return” noktasındayız . Bir kere makinaya ubuntuyu kurmuşuz , Windows artık yok ( kaldırdım aldtamayayım diye ubuntuyu , yani grubta falan gözükmüyor artık Windows) .

Ulu google a soruldu birkaç denemeden sonra sorunun kaynağının birkaç kütüphanenin uyumsuz olduğu ve bağzı arkadaşların bu kütüphaneleri düzeltip koydukları anlaşıldı .

Belki bir kişinin işine yarar diye bu bilgileri derledim aşağıda madde madde yazdım .

1- Eksik kütüphaneleri kurmaya başlıyoruz

sudo apt-get install libgnomeprint2.2-0 libgnomeprintui2.2-0

Esasında bende kurulu olduğunu gördüm bu libler 9.04 te varmış ama 9.10 da yokmuş , ben 9.04 kurup 9.10 yükselttiğim için sanırım bende bulunuyor
direk 9.10 kurarsanız bu dosyalar olmadan lotus ta lisans problemi hatası alırsınız diyorlar .

Aşağıdaki bağlantıda AHA adlı arkadaşların değiştirdiği kütüphaneler var . Bu bizim sorunumuzu çözen kütüphanelerin bulunduğu bağlantı.

http://linux-aha.de/wordpress/wp-content/uploads/2009/10/notes_libs_karmic.tgz

2- Kopyalama işlemini yapıyoruz

/opt/ibm/lotus/notes

altına kopyalıyorsunuz .

Teknik olarak bu işlemi desktoptan değil terminalden root olarak yapmanız iyi olacaktır . Zira yazma yetkiniz olmadığından işlemi bitiremiyeceksiniz.

cp komutu ile ilgili yere dosyaları kopyalayın .

5- Sistem halen çalışmıyor , neden ?
Benim gibi acemi Linux kullanıcıları için herzaman “HAAAA , unuttuk gene” şeklindeki tepkinin sonucu bu atılan kütüphanelerin yazma , okuma , çalıştırma gibi yetkilerinin olmayışı sonucu lotusta değişen birşey olmuyor .

hemen chmod -rw gibi bir komutla dosyalara ilgili hakları ekleyeceksiniz. Ve tataaaa

Ve büyük bir ihtimalle sorun çözülmüş olması lazım .

Benim yararlandğım iki kaynak vardı ;

Bir link veriyim IBM sitesinden

Birde bu kısımda anlattıklarımı yazan arkadaşın sitesi linki burda

Valla adam yapmış , thank you demek lazım .

Bir de arkadaş fontalarla ilgili bir kötü görüntü demiş onuda

sudo apt-get install ttf-xfree86-nonfree

Şeklinde çözmüş.

Lotus notes i kullanyorum , Open office Gimp , bir çok ek program her an elimin altında , üstelik Vistanın hantallığını yaşamadan compiz in güzelliklerini yaşıyorum
Daha ne yapayım ..

Umarım birinin işine yarar .

Eflatun / Platon ile günümüze bir bakış; 05/01/2010

Posted by ozgurkaya111 in Hayat.
Tags: , , ,
add a comment

“Kanunların ve toplumun koruyucuları olanlar, koruyucu olmadan koruyucu geçinirlerse, devlet çöktü demektir,bütün toplumun kaderi onlarin keyfine kalir.”

(düzen dogrudan dogruya onu korumakla yükümlü olanlarca yikilir)

“iktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyaci bulunmayanlara verilmelidir. “

Açtığı okulun kapısında “matematik bilmeyen giremez” yazar.

“Bilinen bir şey hakkinda araştırma yapmak gereksiz, bilinmeyen bir sey hakkinda araştırma yapmak imkansizdir. “

“Hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır. “

“Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçinilmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.”

karanliktan korkan bir çocuğu kolaylikla hoşgörebiliriz. yaşamdaki asil trajedi, yetişkinlerin aydinliktan korkmasidir.

Android nedir yenir mi ? 07/12/2009

Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.
Tags:
add a comment

Uzun süredir Windows Mobile kullanıyorum , genel olarak klasik microsoft sorunları dışında gayet memnunum .
Eşime bir samsung Android alayım hem denerim hemde güzel bir hediye olur düşüncesi ile bir android Samsung galaxy
satın aldım .

Cihaz için yazılabilecek çok şey var ancak bilgisayarı excel word , Telefonu da mms , alarm gibi görüp kamera pixeline bakanlardansanız
uzak durun derim .

Özelliklere gelince gerçekten iyimiş dedirtebilecek bir telefon (PDA diyelim) , Mesela ;
- GPS var
- 3G var
- Wireless var
- 5 MPixel kamera da var
- Hafıza desen bitmez
- Ekran Amoled. Görüntü çok kaliteli
- Ekran ışık sensörü var.
- Hareket sensörü var, hani şu iphone da olupta havasını attıkları , su terazisi olayı burda da var çalışyor (Nalburdan 5 milyona alırsınız ama neyse).

Şimdi bu kadar zerzevat hepsinde var diyorsunuzdur , ama Windows mobile kullananlar bilir , birde kendi programlarımı yüklesem deseniz oda var.

Telefonun en büyük sorunu eğer bu özellikleri kullanacaksanız, Pil sorunu olarak karşınıza çıkıyor.
Her ne kadar 1500 mah lik bir pille gelse bile pil ömrü biraz kısa gibi geliyor.

Sorunun ana kaynağı Android işletim sistemi ve yazılımların normal işletim sisteminde açıldıktan sonra kapatılamamsı ve internete olan bağımlılığı.
hangi uygulamamın kapanacağına sistem karar veriyor (muş) , GARBAGE COLLECT olayını işletim sistemi boyutuna yükseltmiş Googledakiler.
Pil konusunda biraz trikim var ona sonra geleceğim.

İkinci bir sorun ise , Telefonu Türkcell den almış iseniz sizi bir sürpriz bekliyor . Android market yok :)
Telefonu nereye soksak diye kafamızda çay demlerken, 2. gol Telefonu Vista PC ye CD sinden veya herhangi biryerden bağlayabiliyorsunuz ama hiçbir şey yapamıyorsunuz . ( Sonrasında USB disk gibi kullanma modu varmış onu keşfettik en azından içine bir şeyler atıp aldık ama halen senkronize olamadık)

Sorun varsa çözüm var dedik
1 . Adımda blogları araştırıp bişey buldum . Odin diye bir program ve Samsung’un yaptığı ama dağıtmadığı bir ROM bulup cihaza yükledik.
Sonrasında Türkçe kısmını kaybedip android market kısmını kazandık .
Telefonun MMS ve İnternet ayarları her ne hikmetse aynen kaldı.

Sonra verdik kullanıcısına , daha gün bitmeden pili bitti getirdi geri :)
Acaip bir durum var makina varsayılan olarak internete bağımlı yaşıyor . Hemen ayarlarda nedir durum diye girdik
Önce
- 3G bağlantıyı kullanma dedik ( yanında power saver yazıyor) , 2G neyimize yetmiyor
- Bilimum google servisleri ile senkronize olma kısmı da varsayılan olarak açık , bunlarıda manuel e aldık .
Geriye kaldı açılan programların kapatılması kısmı , bu pil yiyen önemli sorunu Google nasıl yapmamış halen düşünmekteyim.

Android marketten bir taskkiller diye program yükledik , sistemde nekadar açık program varsa kapatabiliyorsunuz , Yani sorun çözüldü.
(Bir de Powermanager diye bir program vardı o işlemleri otomatik yapıyordu , ama trial mış . ancak bir türlü satın alamadım neyse)

Sonuç , günde 10 -20 konuşma yapan biri için ( 30 dk civarı diyelim) , 3 günlük bir bekleme süresi elde ettik.
(Yapamayan olursa bana gelsin 2 gün bekleme süresinisi garantili anlatırım)

Bu kadar eziyetten sonra memnun musunuz derseniz , Memnunum
Tavsiyelerim
- PC lere sistemlere merakınız yoksa almayın
- Ailede Teknik bilişim sorunlarını çözebilen biri yoksa almayın
- İnternet kullanmayacaksanız hiç almayın , kendinize göre bir şey bulamazsınız telefonda.
- Google ı sevmiyor Micrososft bağımlısı iseniz size uymaz baştan söyleyeyim.
- Pili 10 gün gitsin derseniz almayın.

Şimdilik bukadar , maceralarımız oldukça buraya eklerim.

Atilla İlhan 4 yıldır yoksun … 09/10/2009

Posted by ozgurkaya111 in Hayat.
Tags: , ,
add a comment

Atilla İlhan’ı şiirlerinden çok Trt’de yaptığı programlarda dinlemekten zevk alırdım . Memlekette soyu tükenmekte olan nadir aydınlardandı , artık çok az kaldılar . Onlar azaldıkça karanlığa daha bir hızlı gitmeye başladık gibi geliyor.

Şöyle yazmıştı kendisi

Başarı yalnız yetenek değil disiplin özveri, bağımsız ve ödünsüz bir kişilik, içten bir yurt sevgisi gerektirir. Ancak o zaman, gerçek ve hak edilmiş bir başarı olur.
ATTİLÂ İLHAN

Ve bir sabah balığa gitti , balığını gene  boğazın güzellikleri içinde tuttu arkadaşları ile, ardından büyük bir ihtimalle

mutlu , umutlu öldü. Onun umutlarını boş çıkarmamak gerek.

AN GELİR

….son umut kırılmıştır
kaf dağı’nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâk
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunsüleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür


BattleStar Galactica 15/09/2009

Posted by ozgurkaya111 in Blogroll, Hayat.
Tags: , ,
add a comment

battlestargalacticalogo

Çocukluğumun en sevdiğim dizisini ( Kara şimşeği unutmayalım) , ben büyüyünce bir daha büyüklere göre çekmek kimin aklına geldiyse tebrik ediyorum , bana Televizyon dünyasından yapılmış bir güzellik oldu , benim yaşımdakilerinde birçoğu aynı şeyi düşünüyordur sanırım.

eski BGS
Gerçi eski kahramanlar biraz değişmiş gibi  ama olsun. Starbuck bir delikanlı idi eskiden şimdi olmuş bir bayan . Ama oda zaten eski starbuck formatında bir bayan olmuş kalıplı biri ,oda olur , şu alttaki resimdeki en sağdaki abla.

battlestar-galactica-2004
Cylonları hep sevmişimdir , hatta ekran koruyucum bile şu meşhur uçan tost makinaları
şeklinde cylon toast makinaları olarak uzun süre durmuştu.

cylon

Neyse son günlerde  KARA ( starbuck in ilk ismi) nın piano ile çaldığı
bir ufak melodiyi arıyordum . youtube da buldum.

Dahada ilginç bir konu ,   Bob Dylan ile ilgili kısmı idi.
Melodi aslında “All Along the Watchtower” Bob Dylan şarkısından geliyor.
Sözleride aşağıda verilmiş .

“There must be some kind of way out of here,”
Said the joker to the thief.
“There’s too much confusion,
I can’t get no relief.
Businessmen, they drink my wine,
Plowmen dig my earth.
None of them along the line
Know what any of it is worth.”

“No reason to get excited,”
The thief he kindly spoke.
“There are many here among us
Who feel that life is but a joke.
But you and I, we’ve been through that,
And this is not our fate.
So let us not talk falsely now,
The hour is getting late.”

All along the watchtower,
Princes kept the view,
While all the women came and went —
Barefoot servants too.
Outside in the cold distance,
A wildcat did growl.
Two riders were approaching, and
The wind began to how

Burda iki karakter Galactica daki düşmanları anlatıyor ,
Joker = İnsan
Thief = Saylon
olarak okursanız iki kişi arasındaki bu konuşma şeklinde geçen şarkının anlam olarak
Galactica dizisine uyum sağladığı görülüyor .

Galactica yı yazanlara bir daha hayran kaldım . Bu bilgiler birçok BGS sitesinde tartışılıyor ama büyük usta Bob Dylan bu melodiyi böyle bir film için yazmamıştır herhalde .

Şarkının hikayesini şurdan okuabilirisiniz
Şu kısımda da dinleyebilirsiniz tabiki BSG versiyonunu
]

Bir kazanın anatomisi – Düşmeyen motorcu yoktur , henüz düşmemiş motorcu vardır . 24/08/2009

Posted by ozgurkaya111 in Hayat, motosiklet.
Tags: , , ,
add a comment

Olayın oluştuğu şartlar : Kişi Ağva Şile arasındaki yolda 50-60 km ile ilerlemektedir, trafik orta yoğunlukta olup genelde tehlikeden uzak bir yapıda düşük hızında etkisi ile rehavet içinde gidilmektedir.

Sürücünün ruh hali : 1.seviye acemi , bugüne kadar ufak tefek korkmalar dışında düşmeyi başaramamış ve tam kazadan önce ulen bak bide düşmeyen motorcu olmaz derler ahanda düşmüyorum diye düşünür ve tempoyu arttırarak (sanrım adı ikarus sendromu diye geçiyor)
devam eder.

Ekipman durumu:
Kask
Yazlık mont
Yazlık pantolon
Deri eldiven
Motobot ( çizme) Türk malı olduğu için reklam yaptım ;

Motosiklet : CBF 150 koruma demirleri ile birlikte

Olay anı :
Viraj sonrası yol daralacak tek araç geçişi kadar yer olacak levhaları (bir kırmızı bir beyaz gidiş geliş oku)

50 km ile viraja girilir , nasıl olsa karsıdan araba gelse de ben geçerim aradan motor bu borumu düşüncesi hakim

Birden köprünün üstünde bir kepçe tüm yolu kaplayıp geliyor , üstelik kullanan kişiler çok genç.

göz göze geliyoruz , iki alternatif var ya duramayıp kafadan gömeceğim , ya da motoru yatıracağım.

1 sn içinde refleksler motoru yatırma seçeneğine karar veriyor
arka freni kazıklayıp ön freni kitlemeden sağ tarafa motoru yatırıyorum asfalt üzerinde 3 mt sürüklenip çarpmadan duruyorum.

Olay sonrası :
Kepçe sürücüsü abi bişey var mı abi diye koşarken korkudan geberiyordu . Ayağa kalkınca yüzü güldü garibin. kendime baktım hasar gözükmüyor
motoru diktik marşa bastım kenara aldım oda tamam. Çocuk gözümün içine bakıyor .

Git abicim her şey normal diyorum .

sonra eve kadar sağ aynasız geliyorum…(Aynanın vidası gevşedi alet edevat olsa onu düzeltip devam edecektim.)

Hasar raporu:
Motor sağ ön karenajın ucu artık beyaz ve ufak bir çatlak var hava alışı arttı
koruma demiri ,siyah güzel durmuyordu , biraz metalik çizgileri oldu ama tek taraf yeter.

Eldivenin üst koruması törpülenmiş

Kaskın çenesinde iz var aynayı yerinden çıkaran benim kask. ( Allahtan yarım kask gibi bir enayilik yapmamışım)
Pantolon ve montta eser izler var. Pantolonu 2 hafta önce almıştım .

Bende sağ asfalta değen kısımda çarpma etkisi ile ufak bir tahriş var , başka da bir şeyim yok.

Asayiş berkemal.

Pardus 2009 ve ilk tecrübeler 06/08/2009

Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.
add a comment

Pardus 2009 herkeste çok iştah kabartmasına rağmen bende nedense çıksında bakarız şeklinde bir ruh hali içerisinde beklediğim ama çokta ilgilenmediğim bir konu olarak kaldı.
Herkse betasını , RC sini denerken ben pardus 2008 imle mutlu huzurlu olarak işimi yapıyor UT oynuyor , öyle yaşayıp gidiyordum.

Esasında en son Vista deneyimlerimden sonra , Eksileri artılarını kesinlikle gölgede bırakmadığını düşündüğüm Ms Vista bana ağır ve haddinden fazla ticari gelmeye başlmamıştı .

Uzun zaman çeşitli Linux dağıtımları denedim , Linux tecrübem de kullanıcı düzeyinin üstüne çıkmadı bu sebepten
çok uzun süre uzak durdum her nekadar açık kaynak felsefesinin çok düzgün ve doğru yol olduğunu düşünsemde MS Win32 tabanlı işletim sistemleri = Bilgisayar şeklinde oldu hayatımda.

Neyse Birgün uğraştığım bir Python kodunun Windows ta verimsiz , hata veren ve hatta anlamsız çökmelere neden olduğu halde Windows un bana nedenini söylememesi üzerine hadi ordan deyip Pardus 2008 i kurarken kendimi buldum .

Kurdum bitti , hiç yabancılık çekmeden Windows gibi kullanmaya başladım . Bu arada Özgürlük İçin e üye oldum
derken, bir baktımki 1 senedir Windows u açmıyorum bile ( Evimde tabiki=)

Neyse Sadede gelelim Pardus 2009 birgün beni dürttü ve eve Pardus 2009 kurdum.

Başta acaip etkilendim , etkilenilmeyecek birşey değilki , insan az kaynakla böyle birşeyin yapılabileceğine
ihtimal veremiyor.

Sonra ilk dertler başladı , ilk golü ATI Radeon ekran kartımdan yedim , yeni kernele herhangi bir ATI desteği yoktu. MESA sürücüleri ekranda güzel ve yavaş görüntülerle işin görselini yapıyor ama herhangi bir 3B desteği bulunmuyordu .

Neyse radikal bir kararla NVIDIA ekran kartı aldım kurdum , oda meşakatli oldu ama çalıştı , UT işini çözmüştüm.

Sorunlar 1 hafta 10 gün sürdü çeşitli ıvır zıvır güncellemeler , elle paketleri derlemeler falan derken , şu anda kaya gibi sağlam olarak çalışıyor.

Pardus 2008 in son zamanına denk geldiğim için sıfır sorun yaşadığımdan , beklentiler yüksekti .

Neyse artık Pardus 2009 kullanıyorum , memnunum , tavsiye ederim.

Pardus... Özgürlük İçin...

Bir motor tecrübesi , kazaya yakın olmak 27/07/2009

Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.
Tags: , ,
add a comment

Motosiklet için ilk ciddi teşebbüslerime başladığımda bu işin pekte mantık çerçevesinde değerlendirilebilecek bir yanı yoktu , ama teknik olarak her sağlam insan bu taşıtı kullanabilir bu da bir gerçek.

Yani Motosiklete deli işi ve Şeytan icadı demeleri tamamen doğru bilgidir. Buna da motora binen bir kişi olarak yüzde yüz katılıyorum . Motosiklet işi kesinlikle normal haliyle bile tehlikelidir ve gereksiz risklerin alınmamasını gerektirir. zaten doğası gereği kendinden riskli bir hayat parçasıdır.

Motosiklet kendi başına bir hiçtir , bıraksanız düşer , mutlaka yardıma ihtiyacı vardır , ayakta durabilmek için bir arkadaşa bir yoldaşa ihtiyacı vardır .

Anonim bir cümle geliyor aklıma “4 teker insanları , 2 teker ruhlarını taşır ” , işte işin aslı burada gizlidir.
Maksat bir yerden bir yere gitmekse eğer , 4teker size yeter , gayette konforlu gidersiniz . Ama asıl amaç yolda olmak ise size bir 2 teker lazımdır artık.
Ekstrem sporlar denilen , yamaç paraşütü, yüksek irtifa dağcılığı , dalga sörfü , rafting gibi sporlar tehlikelidir ,
ama bu sporları yapanlar zaten bu riski almış ve güvenlik olarak ne gerekiyorsa yapmış kişilerdir.

Ancak motosiklet bir spor olarak görülmez , ulaşım aracıdır ve bizati hayatın içerisinde yaşar . Zaten bu sebepten spor olarak yapılmadığından biraz dikkatsiz özensiz binilir birçokları tarafından .

Bir Acemi olarak ciddi bir yol tecrübem olmasa da motosikleti tanıdığımı zannediyorum artık , derken yanıldığımı ve bu yoldaşın eğer onunla aynı dili konuşmayıp ne dediğini anlamazsanız , sizi üzebileceğini tekrar anladım.
Normalde aşırı dikkat , özen ve tam koruma ile motora binmekteyim. En ufak bir olumsuz düşünce , sinirlilik hali olduğunda evde oturmayı tercih ediyorum . Sabah çok erken kalkıp yola çıkıyorum .

Olay klasik ben oldum artık olayının kısa bir özeti ;
Yer şile Ağva yolu , Ağva yolu dönüşündeki son köy içindeki yol. Bilen bilir yol düşük süratli ama bir okadar virajlı
dar ve hakimiyet gerektiren bir yoldur , hersene çeşitli kazalar burda olur .

Bu yolu seçmemdeki amaç bugüne kadar kış şartları dahil daha hafif yollarda Polonezköy , Beykoz gibi rotalarda
yeterince kilometre yaptığımı düşünüp , artık biraz daha üst seviyeye çıkmamın zamanının geldiğini düşünmemdi.

Esasında bu konuda haklı olduğumu artık biliyorum , ben artık oralarda da motor kullanabiliyorum .
Gelelim yapılan hataya ,

Yolu düşünün ;
Rampa , sağa ciddi 270 derece civarı bir viraj ve 40 km hız ile yukarı doğru çıkıyorum. Kendi limitlerimde olabildiğince motor yatık ve biraz heyecanlı ve tedirgin bir şekilde devam ederken , karşıdan gelen araçların kendi şeridinde olmadığını ve kendini güvene alırken beni tehdit ettiğini algılıyorum .

VE yapılmaması gereken üç şeyi yapıyorum ,
Frenlere dokunmak ( asılmadım ) , gaz kesmek , sağ tarafa düşüyorum hissi ile bisiklet gibi ayağımı yere basmak .
Sonuç;
Durumu kurtardım , hızımın düşük olması , arkadan birinin gelmemesi sonucu ve ayağımdaki çizmenin sebep olduğu direnç , bu kaza denemesini başarısızlıkla sonuçlandırdı .:) Bu arada kaskımıda aynaya sertçe vurdum.
Bende birşey yok . Hiçbirşey yok .

Alınacak ders ;
-İkarus sendromu gerçek birşeydir.
-Yapılmaması gereken hiçbirşeyi yapmamak için bol tecrübe ve antreman gerekelidir.
-Motorsiklet düz yolda gider de , virajı nasıl döner bu iyi bilinmesi gereken şeylerdendir.
-Son olarak , riski küçült gereksiz şeyler yapma , bol eğitim ve bol antremana devam . Eğer yeniysen 50 – 100 km de bir 15 dk lık bir mola ver su iç , bişeyler atıştır , montunu çıkrt kenara hava al.

“Önemli olan varmak değil , yolda olmaktır” derler doğrudur.
Bu yazdığım olay tecrübe haneme eklendi ,daha dikkatliyim artık.

kral öldü, 27/07/2009

Posted by ozgurkaya111 in Blogroll, Hayat.
Tags:
add a comment

Kim ne derse desin evrensel müzik dünyasında Elvis ten sonra gelmiş son kral Michael Jackson’ dı.
Onun gibi bir insanın müzik adına , gösteri dünyası adına yaptıkları
Dünyamızı biraz daha yaşanabilir kılmıştır.

michael jackson style

Biz küçüktük ozamanlar ama bir Dirty Diana şarkısının klibi vardı , gömlek sıyırıp atma hareketini bol bol yapar sonrada birbirimize gülerdik . Aklımda kalan bir şapka , bir ayakkabı , bir eldiven ve rütbesi belli olamayan
bir general elbisesi ,ve benzeri kıyafetler ve muhteşem sahne gösterileri , klipler.

İyi adamdı , deli gibiydi her dahi gibi. Bir daha öyle biri gelir mi bilmem , ama bir 50 sene daha konuşulur dinlenir .
Yazacak çok şey var ama , gerek yok zaten herkes biliyor .

Bir müzik dahisinin bir kralın normal bir hayat sürmesi mümkün değildi herhalde , ölümüde normal olmazdı .

Güle güle 2.Kral
burayada bir girip bakın , güzel bir düşünce olmuş anısına

http://www.eternalmoonwalk.com/

Bide bunu gordum bi izleyin derim

Hong Kong Michael Jackson Dance Tribute from lokyin on Vimeo.

OOXML’e karşıyız! 05/06/2009

Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.
add a comment

İlgili yazıyı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
Özgürlük için Pardus...