Atilla İlhan 4 yıldır yoksun … 09/10/2009
Posted by ozgurkaya111 in Hayat.Tags: Atilla İlhan, memleket, vatan
add a comment
Atilla İlhan’ı şiirlerinden çok Trt’de yaptığı programlarda dinlemekten zevk alırdım . Memlekette soyu tükenmekte olan nadir aydınlardandı , artık çok az kaldılar . Onlar azaldıkça karanlığa daha bir hızlı gitmeye başladık gibi geliyor.
Şöyle yazmıştı kendisi
Başarı yalnız yetenek değil disiplin özveri, bağımsız ve ödünsüz bir kişilik, içten bir yurt sevgisi gerektirir. Ancak o zaman, gerçek ve hak edilmiş bir başarı olur.
ATTİLÂ İLHAN
Ve bir sabah balığa gitti , balığını gene boğazın güzellikleri içinde tuttu arkadaşları ile, ardından büyük bir ihtimalle
mutlu , umutlu öldü. Onun umutlarını boş çıkarmamak gerek.
AN GELİR
….son umut kırılmıştır
kaf dağı’nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâk
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunsüleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür
BattleStar Galactica 15/09/2009
Posted by ozgurkaya111 in Blogroll, Hayat.Tags: bob dylan, galactica, kara song
add a comment

Çocukluğumun en sevdiğim dizisini ( Kara şimşeği unutmayalım) , ben büyüyünce bir daha büyüklere göre çekmek kimin aklına geldiyse tebrik ediyorum , bana Televizyon dünyasından yapılmış bir güzellik oldu , benim yaşımdakilerinde birçoğu aynı şeyi düşünüyordur sanırım.

Gerçi eski kahramanlar biraz değişmiş gibi ama olsun. Starbuck bir delikanlı idi eskiden şimdi olmuş bir bayan . Ama oda zaten eski starbuck formatında bir bayan olmuş kalıplı biri ,oda olur , şu alttaki resimdeki en sağdaki abla.

Cylonları hep sevmişimdir , hatta ekran koruyucum bile şu meşhur uçan tost makinaları
şeklinde cylon toast makinaları olarak uzun süre durmuştu.

Neyse son günlerde KARA ( starbuck in ilk ismi) nın piano ile çaldığı
bir ufak melodiyi arıyordum . youtube da buldum.
Dahada ilginç bir konu , Bob Dylan ile ilgili kısmı idi.
Melodi aslında “All Along the Watchtower” Bob Dylan şarkısından geliyor.
Sözleride aşağıda verilmiş .
“There must be some kind of way out of here,”
Said the joker to the thief.
“There’s too much confusion,
I can’t get no relief.
Businessmen, they drink my wine,
Plowmen dig my earth.
None of them along the line
Know what any of it is worth.”
“No reason to get excited,”
The thief he kindly spoke.
“There are many here among us
Who feel that life is but a joke.
But you and I, we’ve been through that,
And this is not our fate.
So let us not talk falsely now,
The hour is getting late.”
All along the watchtower,
Princes kept the view,
While all the women came and went —
Barefoot servants too.
Outside in the cold distance,
A wildcat did growl.
Two riders were approaching, and
The wind began to how
Burda iki karakter Galactica daki düşmanları anlatıyor ,
Joker = İnsan
Thief = Saylon
olarak okursanız iki kişi arasındaki bu konuşma şeklinde geçen şarkının anlam olarak
Galactica dizisine uyum sağladığı görülüyor .
Galactica yı yazanlara bir daha hayran kaldım . Bu bilgiler birçok BGS sitesinde tartışılıyor ama büyük usta Bob Dylan bu melodiyi böyle bir film için yazmamıştır herhalde .
Şarkının hikayesini şurdan okuabilirisiniz
Şu kısımda da dinleyebilirsiniz tabiki BSG versiyonunu
]
Bir kazanın anatomisi – Düşmeyen motorcu yoktur , henüz düşmemiş motorcu vardır . 24/08/2009
Posted by ozgurkaya111 in Hayat, motosiklet.Tags: ağva, kaza, motor, şile
add a comment
Olayın oluştuğu şartlar : Kişi Ağva Şile arasındaki yolda 50-60 km ile ilerlemektedir, trafik orta yoğunlukta olup genelde tehlikeden uzak bir yapıda düşük hızında etkisi ile rehavet içinde gidilmektedir.
Sürücünün ruh hali : 1.seviye acemi , bugüne kadar ufak tefek korkmalar dışında düşmeyi başaramamış ve tam kazadan önce ulen bak bide düşmeyen motorcu olmaz derler ahanda düşmüyorum diye düşünür ve tempoyu arttırarak (sanrım adı ikarus sendromu diye geçiyor)
devam eder.
Ekipman durumu:
Kask
Yazlık mont
Yazlık pantolon
Deri eldiven
Motobot ( çizme) Türk malı olduğu için reklam yaptım ;
Motosiklet : CBF 150 koruma demirleri ile birlikte
Olay anı :
Viraj sonrası yol daralacak tek araç geçişi kadar yer olacak levhaları (bir kırmızı bir beyaz gidiş geliş oku)
50 km ile viraja girilir , nasıl olsa karsıdan araba gelse de ben geçerim aradan motor bu borumu düşüncesi hakim
Birden köprünün üstünde bir kepçe tüm yolu kaplayıp geliyor , üstelik kullanan kişiler çok genç.
göz göze geliyoruz , iki alternatif var ya duramayıp kafadan gömeceğim , ya da motoru yatıracağım.
1 sn içinde refleksler motoru yatırma seçeneğine karar veriyor
arka freni kazıklayıp ön freni kitlemeden sağ tarafa motoru yatırıyorum asfalt üzerinde 3 mt sürüklenip çarpmadan duruyorum.
Olay sonrası :
Kepçe sürücüsü abi bişey var mı abi diye koşarken korkudan geberiyordu . Ayağa kalkınca yüzü güldü garibin. kendime baktım hasar gözükmüyor
motoru diktik marşa bastım kenara aldım oda tamam. Çocuk gözümün içine bakıyor .
Git abicim her şey normal diyorum .
sonra eve kadar sağ aynasız geliyorum…(Aynanın vidası gevşedi alet edevat olsa onu düzeltip devam edecektim.)
Hasar raporu:
Motor sağ ön karenajın ucu artık beyaz ve ufak bir çatlak var hava alışı arttı
koruma demiri ,siyah güzel durmuyordu , biraz metalik çizgileri oldu ama tek taraf yeter.
Eldivenin üst koruması törpülenmiş
Kaskın çenesinde iz var aynayı yerinden çıkaran benim kask. ( Allahtan yarım kask gibi bir enayilik yapmamışım)
Pantolon ve montta eser izler var. Pantolonu 2 hafta önce almıştım .
Bende sağ asfalta değen kısımda çarpma etkisi ile ufak bir tahriş var , başka da bir şeyim yok.
Asayiş berkemal.
Pardus 2009 ve ilk tecrübeler 06/08/2009
Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.add a comment
Pardus 2009 herkeste çok iştah kabartmasına rağmen bende nedense çıksında bakarız şeklinde bir ruh hali içerisinde beklediğim ama çokta ilgilenmediğim bir konu olarak kaldı.
Herkse betasını , RC sini denerken ben pardus 2008 imle mutlu huzurlu olarak işimi yapıyor UT oynuyor , öyle yaşayıp gidiyordum.
Esasında en son Vista deneyimlerimden sonra , Eksileri artılarını kesinlikle gölgede bırakmadığını düşündüğüm Ms Vista bana ağır ve haddinden fazla ticari gelmeye başlmamıştı .
Uzun zaman çeşitli Linux dağıtımları denedim , Linux tecrübem de kullanıcı düzeyinin üstüne çıkmadı bu sebepten
çok uzun süre uzak durdum her nekadar açık kaynak felsefesinin çok düzgün ve doğru yol olduğunu düşünsemde MS Win32 tabanlı işletim sistemleri = Bilgisayar şeklinde oldu hayatımda.
Neyse Birgün uğraştığım bir Python kodunun Windows ta verimsiz , hata veren ve hatta anlamsız çökmelere neden olduğu halde Windows un bana nedenini söylememesi üzerine hadi ordan deyip Pardus 2008 i kurarken kendimi buldum .
Kurdum bitti , hiç yabancılık çekmeden Windows gibi kullanmaya başladım . Bu arada Özgürlük İçin e üye oldum
derken, bir baktımki 1 senedir Windows u açmıyorum bile ( Evimde tabiki=)
Neyse Sadede gelelim Pardus 2009 birgün beni dürttü ve eve Pardus 2009 kurdum.
Başta acaip etkilendim , etkilenilmeyecek birşey değilki , insan az kaynakla böyle birşeyin yapılabileceğine
ihtimal veremiyor.
Sonra ilk dertler başladı , ilk golü ATI Radeon ekran kartımdan yedim , yeni kernele herhangi bir ATI desteği yoktu. MESA sürücüleri ekranda güzel ve yavaş görüntülerle işin görselini yapıyor ama herhangi bir 3B desteği bulunmuyordu .
Neyse radikal bir kararla NVIDIA ekran kartı aldım kurdum , oda meşakatli oldu ama çalıştı , UT işini çözmüştüm.
Sorunlar 1 hafta 10 gün sürdü çeşitli ıvır zıvır güncellemeler , elle paketleri derlemeler falan derken , şu anda kaya gibi sağlam olarak çalışıyor.
Pardus 2008 in son zamanına denk geldiğim için sıfır sorun yaşadığımdan , beklentiler yüksekti .
Neyse artık Pardus 2009 kullanıyorum , memnunum , tavsiye ederim.
Bir motor tecrübesi , kazaya yakın olmak 27/07/2009
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: acemi, ağva, ikarus
add a comment
Motosiklet için ilk ciddi teşebbüslerime başladığımda bu işin pekte mantık çerçevesinde değerlendirilebilecek bir yanı yoktu , ama teknik olarak her sağlam insan bu taşıtı kullanabilir bu da bir gerçek.
Yani Motosiklete deli işi ve Şeytan icadı demeleri tamamen doğru bilgidir. Buna da motora binen bir kişi olarak yüzde yüz katılıyorum . Motosiklet işi kesinlikle normal haliyle bile tehlikelidir ve gereksiz risklerin alınmamasını gerektirir. zaten doğası gereği kendinden riskli bir hayat parçasıdır.
Motosiklet kendi başına bir hiçtir , bıraksanız düşer , mutlaka yardıma ihtiyacı vardır , ayakta durabilmek için bir arkadaşa bir yoldaşa ihtiyacı vardır .
Anonim bir cümle geliyor aklıma “4 teker insanları , 2 teker ruhlarını taşır ” , işte işin aslı burada gizlidir.
Maksat bir yerden bir yere gitmekse eğer , 4teker size yeter , gayette konforlu gidersiniz . Ama asıl amaç yolda olmak ise size bir 2 teker lazımdır artık.
Ekstrem sporlar denilen , yamaç paraşütü, yüksek irtifa dağcılığı , dalga sörfü , rafting gibi sporlar tehlikelidir ,
ama bu sporları yapanlar zaten bu riski almış ve güvenlik olarak ne gerekiyorsa yapmış kişilerdir.
Ancak motosiklet bir spor olarak görülmez , ulaşım aracıdır ve bizati hayatın içerisinde yaşar . Zaten bu sebepten spor olarak yapılmadığından biraz dikkatsiz özensiz binilir birçokları tarafından .
Bir Acemi olarak ciddi bir yol tecrübem olmasa da motosikleti tanıdığımı zannediyorum artık , derken yanıldığımı ve bu yoldaşın eğer onunla aynı dili konuşmayıp ne dediğini anlamazsanız , sizi üzebileceğini tekrar anladım.
Normalde aşırı dikkat , özen ve tam koruma ile motora binmekteyim. En ufak bir olumsuz düşünce , sinirlilik hali olduğunda evde oturmayı tercih ediyorum . Sabah çok erken kalkıp yola çıkıyorum .
Olay klasik ben oldum artık olayının kısa bir özeti ;
Yer şile Ağva yolu , Ağva yolu dönüşündeki son köy içindeki yol. Bilen bilir yol düşük süratli ama bir okadar virajlı
dar ve hakimiyet gerektiren bir yoldur , hersene çeşitli kazalar burda olur .
Bu yolu seçmemdeki amaç bugüne kadar kış şartları dahil daha hafif yollarda Polonezköy , Beykoz gibi rotalarda
yeterince kilometre yaptığımı düşünüp , artık biraz daha üst seviyeye çıkmamın zamanının geldiğini düşünmemdi.
Esasında bu konuda haklı olduğumu artık biliyorum , ben artık oralarda da motor kullanabiliyorum .
Gelelim yapılan hataya ,
Yolu düşünün ;
Rampa , sağa ciddi 270 derece civarı bir viraj ve 40 km hız ile yukarı doğru çıkıyorum. Kendi limitlerimde olabildiğince motor yatık ve biraz heyecanlı ve tedirgin bir şekilde devam ederken , karşıdan gelen araçların kendi şeridinde olmadığını ve kendini güvene alırken beni tehdit ettiğini algılıyorum .
VE yapılmaması gereken üç şeyi yapıyorum ,
Frenlere dokunmak ( asılmadım ) , gaz kesmek , sağ tarafa düşüyorum hissi ile bisiklet gibi ayağımı yere basmak .
Sonuç;
Durumu kurtardım , hızımın düşük olması , arkadan birinin gelmemesi sonucu ve ayağımdaki çizmenin sebep olduğu direnç , bu kaza denemesini başarısızlıkla sonuçlandırdı .:) Bu arada kaskımıda aynaya sertçe vurdum.
Bende birşey yok . Hiçbirşey yok .
Alınacak ders ;
-İkarus sendromu gerçek birşeydir.
-Yapılmaması gereken hiçbirşeyi yapmamak için bol tecrübe ve antreman gerekelidir.
-Motorsiklet düz yolda gider de , virajı nasıl döner bu iyi bilinmesi gereken şeylerdendir.
-Son olarak , riski küçült gereksiz şeyler yapma , bol eğitim ve bol antremana devam . Eğer yeniysen 50 – 100 km de bir 15 dk lık bir mola ver su iç , bişeyler atıştır , montunu çıkrt kenara hava al.
“Önemli olan varmak değil , yolda olmaktır” derler doğrudur.
Bu yazdığım olay tecrübe haneme eklendi ,daha dikkatliyim artık.
kral öldü, 27/07/2009
Posted by ozgurkaya111 in Blogroll, Hayat.Tags: Michael Jackson
add a comment
Kim ne derse desin evrensel müzik dünyasında Elvis ten sonra gelmiş son kral Michael Jackson’ dı.
Onun gibi bir insanın müzik adına , gösteri dünyası adına yaptıkları
Dünyamızı biraz daha yaşanabilir kılmıştır.

Biz küçüktük ozamanlar ama bir Dirty Diana şarkısının klibi vardı , gömlek sıyırıp atma hareketini bol bol yapar sonrada birbirimize gülerdik . Aklımda kalan bir şapka , bir ayakkabı , bir eldiven ve rütbesi belli olamayan
bir general elbisesi ,ve benzeri kıyafetler ve muhteşem sahne gösterileri , klipler.
İyi adamdı , deli gibiydi her dahi gibi. Bir daha öyle biri gelir mi bilmem , ama bir 50 sene daha konuşulur dinlenir .
Yazacak çok şey var ama , gerek yok zaten herkes biliyor .
Bir müzik dahisinin bir kralın normal bir hayat sürmesi mümkün değildi herhalde , ölümüde normal olmazdı .
Güle güle 2.Kral
burayada bir girip bakın , güzel bir düşünce olmuş anısına
http://www.eternalmoonwalk.com/
Geçen haftadan kalanlar, Kısa kısa 21/05/2009
Posted by ozgurkaya111 in Blogroll, Hayat.Tags: 19 mayıs, Beşiktaş, kupa, Türkan Saylan
add a comment
Gözümün önünden geçenler;

- 19 mayıs , 90. yılını kutladık . Şahsen 19 mayısı 1 günde izin alarak 4 gün tatil olarak geçirdim. Bol gezme , az uyku

- Prf. Dr. Türkan Saylan’ı kaybettik . İnsanları kaybedince değerini anlamak düşündürüyor. Heleki halen şu dünyaya bir ağaç dikememiş insanların eleştirileri neyse . ..
- Cumhuriyet mitingleri başladı 100.000 kadar kişi katılmış , hadi hayırlısı.
- Havalar bir ısınıyor bir soğuyor, kimi görsem hasta
- Domuz gribi Türkiye’ye resmi olarak girdi. ( Yoksa girme di mi? gazatelerde öyle birşey okumuştum)

- Beşiktaş bir kupa aldı , artık kısmetse 2. kupaya
( takım tutmuyorum ama Beşiktaşa bir sempatim var)

- Birde unutuyordum , Hadise kızımız yurovizyona katıldı 4. falan oldu zaten avrupadan gelen SMS ler garantili sonuç veriyor
. Hedefi yüksek koyduk amma Norveç te okadar dandik şarkı arasında birinci olmayı hakketti. Bu yurovizyon hakemleri biraz gidip müzik eğitimi alsalar iyi olur .
PDF ten Excele dönüştürmek ! 13/05/2009
Posted by ozgurkaya111 in Bilgisayar.Tags: convert, excel, online, PDF
add a comment
Genelde işlerimde ve evde mümkün ise açık kaynak veya ayan beyan ortada servisleri kullanmak gibi bir takıntım var .
Şimdiye kadar bu tip PDF ten Excele kurulumsuz , ücretsiz bir şey bulamamıştım tesadüf bir blog sitesinde gördüm.
Güzel bişey aklınızda olsun ne excel ne Acrobat a ihtiyacınız var . Aşağıdaki linkten işinizi internet olan heryerden yapabilirsiniz .
Motor işinde son durum!!! 11/05/2009
Posted by ozgurkaya111 in motosiklet.Tags: cbf150, ekipman, Honda güvenli sürüş, motorsiklet
add a comment
Şimdi aşağıdaki hayaller dünyasında istediğim şeyleri nasıl ne ölçüde tamamladığımı ve ne durumda olduğumu listeliyorum
Eğitim ;
Honda’nın Güvenli sürüş eğitimine katıldım . Gittiğimdeki tecrübem ise ikitekere dair , yabana atılmayacak bir bir bisiklet tecrübesi , 8 senelik istanbul trafik tecrübesi ( hergün yollarda) , geçmişten mobilet , biraz jawa üstüne oturmuşluk , şeklinde idi.
İlk olarak motoru tanıttılar , nere nedir ne değildir. Ne yaparsan ne olur gibi . Hiçbirşey bilmeyen birisi olarak çok başarılı olunan bu basit ama etkili eğitimde , kendi kendine başlayanlar adapte olma zorluğu çektiler. Yaptılar ama
kendi bildikleri gibi , yarı yanlış yarı doğru.


(Kaskın içine bakan benim , motoru yedik bitirdikte kaskı inceliyoruz:))
Güvenli sürüş 2 ise daha zordu. Aynı başladı ama gittikçe parkurlar zorlaştı bide üstüne yağmur geldi tadından yiyemedik.
Neyse gidin görün tavsiyem sıfır km başlayacaklar , burdaki bilgiler hayatınızı kurtarmaya ilk adım . Kaportası insan derisi olan bir taşıt kullanacaksınız boru değil.
Eğitimden sonra gittim kendime bir CBF 150 aldım . Gözüm CBF 500 den aşağısını görümüyordu ama eğitimde gördürdüler. Kendimin diğerleri gibi okadar kabiliyetli olmadığıma karar verdim.
Ekipman olarak ;
- Berring Steel Ceket aldım çok uygun fiyata .
- Mevsim artık kışa gidiyordu Dane kışlık eldiven aldım.

- Ucuzdu spool yazlık mont aldım süper fiyata full koruma
- Kask Lazer Vertigo aldım , güzel kaskmış , Shubert artık başka bahara kaldı

- Motobot aldım ; kırk çeşit bot denedim ya çok uçuk fiyatlı ya çok rahatsız . Enson Motobot yorumlarına inanıp aldım
memnun oldum tavsiye ederim . ( Çizme aldım bu arada adı bot olsada)
Bide yazlık Revit Deri bir eldiven aldım 1 kere kullandım yazın ellerim biraz yanacak ama değer . Yere değip yanmasından iyidir.
Dizlik aldım ,

Falan filan .
Motorum kış boyunca yatmadı , deli gibi sabahın köründe kalkıp ara yollarda , şehir dışı boş yollarda öğrendiklerimi otomatik yapana kadar denedim durdum .
Şu aralar artık keyif için alıp motorumu trafik olmayan mekanlarda geziniyorum mutlu mutlu.
CBF 150 ufak bir motor ama cüssesi büyük, ağır değil , bikaç eşeklik yaptım mesela , motor ısınmadan 2 . viteste çok yavaş gidiyordum motor stop etti tekerlek kilitlendi , arka frene asıldım nasıl yalpaladığımı gördüm .
Ön frenle hiç sorunum olmadı güzel kullanıyorum.
CBF 150 genel olarak 80 -110 aralığında kullanılabilen ve daha çok kısa mesafe şehir içi gibi yerlerde illa düzgün yol istemeyen tam bir commuter ( evden işe, işten eve giden demekmiş ) . Üstelik tüm parçaları bakımları hesaplı .İlk motor için tavsiye ederim. Sizide çok seviyor üstünden atmıyor.
Şimdi sonraki adım için 10.000 Km ye kadar bu motorun her numarasını göreceğim , Ardından ekonomik durumda göre CBF 500 / 600 den birini alıp bir 5 senelik motor alma işini kapatmayı istiyorum.
Şimdilik bukadar .





